Bilim

Teknoloji Gelişirken, Ay'a Gitme Süremiz Neden Uzuyor?

2025-03-31

Yazar: Ayşe

Ay’a ilk insanlı görevin üzerinden 66 yıl geçmesi ve Ay’a yapılan ilk insanlı yürüyüşün üzerinden 56 yıl geçmiş olmasına rağmen, modern yöntemlerle Ay’a ulaşmak Apollo dönemine göre daha uzun sürüyor. Peki, teknoloji geliştikçe, Ay'a ulaşma süremiz neden artıyor?

Bu durumun en önemli sebeplerinden biri, mühendislerin yolculuğu daha ekonomik hale getirmek için yakıt tüketimini azaltacak yeni yöntemler aramalarıdır. Ay, ortalama 385 bin kilometre uzaklıkta bulunuyor ve bu yolculuğun ne kadar yakıt gerektireceğini tahmin edebilirsiniz.

Ay’ın yörüngesi tam bir çember oluşturmadığı için, Dünya ile arasındaki mesafe sürekli değişiyor. Ay, bize en yakın olduğu noktada yaklaşık 363.300 kilometre, en uzak olduğu noktada ise yaklaşık 405.500 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Bu da Ay’a yolculuk süresinin, fırlatmanın ne zaman yapıldığına bağlı olarak değişmesine neden oluyor.

Tarihsel olarak, Ay’a gönderilen mürettebatlı görevlerin hedeflerine ulaşmaları ortalama üç gün sürmüştür. En hızlı görev olan Apollo 8, Ay yörüngesine 69 saatte ulaştı. Apollo 11 ise yörüngeye 75 saat 50 dakikada ulaştı ve Ay yüzeyine inişi için bir gün daha harcadı.

Apollo görevleri, doğrudan transfer yörüngesi olarak bilinen bir rota izledi. Bu yöntem, hem Dünya’nın hem de Ay’ın çekim kuvvetlerine dayanarak mesafeyi hızla geçmek için fazla yakıt harcanmasını gerektiriyordu. Ancak, sonrasında Mars ve Jüpiter gibi gezegenlere gönderilen görevler, yerçekiminden yararlanarak daha uzun rota izleyerek yakıt tasarrufu sağlamanın avantajlarını gösterdi.

2003’te Avrupa Uzay Ajansı (ESA), bu yaklaşımı kullanarak SMART-1 uydusunu fırlattı. Bu uydu, Dünya çevresinde 13 ay boyunca spiral şeklinde bir yörüngede ilerleyerek minimum yakıt kullanımıyla Ay’a ulaştı. Mürettebatlı Ay görevleri, bu kadar uzun bir yol izlemeyecek olsa da, görevlerin doğasına ve amacına göre izlenecek yol ayarlanarak yakıt tasarrufu sağlanabilir.

Uzaya gönderilen sondalar genellikle uzay keşfinin sınırlarını zorlamasalar da, mümkün olduğunca hızlı bir şekilde Dünya’dan uzaklaşmak için ilerlerler. Örneğin, NASA’nın New Horizons (Yeni Ufuklar) sondası, 2006 yılında sadece dokuz saatte Ay’ın yanından geçti ve Plüton’a dokuz yılda ulaştı.

Ay’a gönderilen ilk görev olan Sovyetler Birliği’nin Luna 1 görevi de hızlıydı ve hedefine 34 saatte ulaştı. Ancak bir hesaplama hatasından dolayı Ay’ı ıskalayarak yanından geçti ve hala uzayda ilerlemeye devam ediyor.

NASA’nın Mars Keşif Yörünge Aracı, Mars’a yedi ayda ulaştı. Bu durum, gelecekte Mars’a yapılacak mürettebatlı bir görevin ne kadar büyük bir zorluk taşıyacağını gösteriyor. Gelecekte Ay’a dönüş projeleri ve Mars’a insan göndermeyi hedefleyen uluslararası çabalar devam etse de, gelişen teknoloji ile birlikte yolculuk sürelerinin nasıl şekilleneceğini merakla bekliyoruz.