İş

Tokyo Defterleri: Büyük Usta Şehri Terk Etti

2025-03-31

Yazar: Elif

Hayatımda yediğim en iyi yemek, Roppongi ve Akasaka arasında, sadece yedi kişilik küçük bir tezgahta, ünlü sushi ustası Fujimori'nin elinden yedim. Bunu nasıl bulduğumu soran Japonlar, 'Nasıl keşfettin? Nereden bilebilirsin?' diye hayret etti. Tüm bunların sebebi ise Fazıl Say'a ömür boyu minnet borcum olması. Geçmişte bir akşam Tokyo'da karşılaştığımızda, onu sahnede 15 dakika ayakta alkışladım ve beş kez sahneye geri çağrıldığını gözlemledim. Aynı akşam, Japonya'nın en tanınmış oyuncularından biri sayesinde Fujimori'de yemek fırsatını yakaladım.

Fujimori ustası, balıkları milimetrik hesaplar ile eşit şekilde dilimleyip, üzerine azıcık soya sosu gezdirerek teker teker sunuyordu. Onu izlemek tam anlamıyla bir performans sanatçısını izlemek gibiydi. O güne kadar 'omakase' deneyimim olmamıştı. Batı'da sushi yaygınlaşmış olsa da, şefin o gün seçtiği balıkların her bir parçasını tek tek sunması oldukça nadir bir deneyimdi ve elbette ki oldukça pahalıydı.

Fujimori restoranı da oldukça pahalıydı. O zamanlar Yen hala güçlüydü ve Tokyo'ya gittiğimizde taxi bile tutmak konusunda tereddüt ediyorduk. Fujimori, sanatını icra eden zamansız bir ustaydı. İlk ve son kez onun elinden yediğim su kaplumbağası sushi'si harikaydı. Mekandan çıkarken, 'Bir daha asla başka bir yerde sushi yiyemem,' dedim.

Tokyo'daki sushi ustalarının ün kazanmasında 'Jiro Dreams of Sushi' belgeselinin büyük etkisi oldu. Artık İstanbul'da bile omakase deneyimleri bulmak mümkün. Ancak Fujimori halkın tanıdığı birisi değilken, Tokyo'dan çıkan benzer şefler, New York gibi lüks şehirlerde çok pahalı restoranlar açmaya başladı.

Fujimori'de bir daha yemek yeme arzum hiç sönmedi; İngilizcede 'Seksten bile iyi' diye bir ifade vardır - gerçekten, Fujimori'nin yemekleri öyleydi.

Yıllar sonra Tokyo'ya dönerken, beni Fujimori'de ilk kez davet eden Japon dostumla irtibata geçtim. Ama aldığım yanıt aklımı başımdan aldı: 'Maalesef artık Tokyo'da iyi yemek yok.' Bu cümle bana komik gelmişti; çünkü Tokyo'ya ilk gittiğimde en turistik yerlerde bile harika yemekler yemiştim.

Bir diğer kötü haber ise, Fujimori'nin Tokyo'dan taşındığıydı. Awaji Adası'na gitmiş. Hemen araştırma yaptım; ancak sadece Osaka'dan ulaşım sağlanabiliyordu. Ama o kadar yolu kat edip tezgahta yer bulamayabilme riski vardı. Restoranın internet sitesi yoktu, sosyal medyada da yer almıyordu, sadece aramak gerekiyordu ve Japonca konuşmak şarttı. Sonuç olarak, bu sefer Fujimori'de yemek yiyemedim.

Japonya'da geçirdiğim iki hafta boyunca, Tokyo'da artık iyi yemek bulamadıklarından kastettiklerini de anladım. Bir zamanlar Sony, Panasonic, Honda ve Toyota gibi devlerle dünyayı etkileyen Japonya, artık elektrikli araç devrimini kaçırarak geride kaldı. Teknoloji yarışında Silikon Vadisi ve Güney Kore’ye yenildi. Ekonomik zayıflama ile turizm, artık daha geniş kitlelere yayıldı. Sadece Amerikalı turistlerden değil, refah seviyesi artış gösteren diğer Asya ülkelerinden de insanlar Japonya'yı ziyaret etmeye başladı.

Uni veya deniz kestanesi gibi özel lezzetler artık daha az keşfedilmeye başlandı. Tokyo, sosyal medyanın etkisiyle tamamen turistik bir hale geldi. Geleneksel yemek kültürü, 10 saniyelik videolarda içerik haline dönüştürüldü. Artık Tokyo'da İngilizce tabelalar ve anonslar var. Turistlerin elinde altı kişilik barlar bile tamamen turistler tarafındankapanmış durumda.

Japonlar, saygının en yüksek seviyede olduğu bir toplum. Kendilerine ve başkalarına karşı büyük bir saygı gösterirler. Ancak biz Türklerin tam tersine, varlıklarını başkalarının huzurunu kaçırmak üzerine inşa etmişizdir. Japonya’da istemeden de olsa insan kendi tavırlarına dikkat etme gereği hissediyor. Sokaklarda ses çıkarmamak ve trenlerde sessiz kalmak sıradan bir durum. Herkesin giyimi düzenli ve temiz.

Tokyo artık birçok lüks Michelin yıldızlı restorana ev sahipliği yapıyor. Ancak, Jiro ya da Fujimori gibi ustaların eski prestiji yok. Japon mutfağının dükkânları artık dünya genelinde birer trend haline geldi. Dışarıdan gelenlerin ulaşabileceği en iyi deneyimlerin kalitesi düşmüş gibi görünüyor. Belki de, buradaki lezzetlerin hala yeterince keşfedilmediğini düşünmek daha doğru; işin içinde başka kaygılar da olabilir. Kim bilir, belki de bizim dışımızda sakladıkları yerler vardır.